6 Ocak 2015 Salı

                                                     BENDEN SİZLERE
            Hepinizin hayalleri vardır mutlaka. Bazılarınız bir yerleri kazanmayı umut ediyordur. Bazılarınız ev tutmayı, bazılarınız iş bulmayı. Bazılarınız da yapılması zor şeylerin peşinden koşuyordur belki de. Ama yine de hepinizin vardır bir hayali. Tıpkı benim gibi. Şimdi size kaç yaşında olduğumu söylesem okumayı bırakırdınız herhalde yazdıklarımı. Ama inanın yaşta değil yazmak, hayal kurmak. Emin olun hayaller küçülmüyor büyüdükçe. Sadece büyüyorsunuz, olgunlaşıyorsunuz. Hayatın bin bir gerçeğiyle karşılaşıyorsunuz. Bazınız şaşıyor, bazınız da biliyor nelerin geleceğini başına. Hoş karşılıyor belki de. Ama hepimiz büyüyoruz. Her gün, her dakika, her saniye bir o kadar da yaşlanıyoruz. Yaşlanmak deyince aklınıza; hep beyaz saç sakal, buruşmuş eller, kendini belli eden damarlar geliyordur, değil mi? Oysaki kastettiğim bu değil, yakınından bile geçmiyor oysaki. Yaşlanmaktan kastım benim; her yeni zaman diliminde daha çok öğrenmek hayatı. 90 yaşındaki adam da aynı değeri görür, öğrenmenin gözünde. 9 yaşındaki bir çocukla kıyaslandığında. Çünkü fikirler her zaman değişir. Hayat sizin baktığınız yere göre değişir! Eğer karanlıktan bakıyorsanız; mazinize ve geleceğinize, o zaman pişman olursunuz işte. Çünkü bugün, dün gelecekti, yarınsa geçmiş olacak. Biz bugünü boyuyoruz aslında. Elimize iki kalem veriyor bu hayat. Biri siyah boya kalemi. Diğeriyse onlarca rengi karıştırmadan bir araya toplamış boya kalemi. İstediğinle başlayabilirsin diyor sana. Renkli boyayla boyamak zor geliyor. Çünkü bir noktada toplanıyor, onlarca renk. Ne taraftan bastırırsan, o renk ortaya çıkacak. Oysa siyahla boyamak kolay. Sıkıcı da olsa boyuyorsun tüm kağıdı tek bir renkle. Başka bir renk çıkacak ortaya diye bir derdin yok zaten. İşte benim gözümden hayat...
         Hep yaşamın kendisine kızarız öyle değil mi? Bilmeyiz dünyayı güzelleştirmek de, berbat etmek de bizim elimizde. Hayat seçenekleri sunmuş çünkü bizim önümüze. Sen hangi rengi seçtin peki? Veya seçeceksin? Düşün en iyisi.
         Benden bu kadar arkadaşlar, teyzeler, amcalar. Şimdi yazının sonuna geldik... Ben Evin. 12 yaşında bir kız çocuğuyum. Bir annem, bir babam, bir ablam vardır; en sevdiklerim. Merak etmeyin. Yaşımdan büyük yazarım yazılarımı. Gerçi yazmasam ne olur? Siz de görmüş olursunuz 12 yaşındaki bir çocuğun düşüncelerini.  Tüm yazdıklarımı okuduysanız, ki öyle görünüyor; sadece yazıların sonunu okumaya alışık değilseniz eğer. Teşekkür ederim. Benim yazdıklarımı paylaştığınız için. Umarım sizlere bir şeyler anlatmayı becermişimdir.
                                                                                              Bilinmeyen Dostunuz...